Ana Menü


Anket
GDB hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet385
Hayır578
Kararsız588
Toplam Oy1551
Ana Sayfa
Epilepsi Nedir/Genel/12.12.2007

Epilepsi Nedir. http://sagmer.erciyes.edu.tr/gdb/dosyalar/epilepsi_nedir.doc
Gençlik ve Cinsellik/Genel/12.12.2007

Gençlik ve Cinsellik http://sagmer.erciyes.edu.tr/gdb/dosyalar/modullerin_tamami.doc
Akut Ramatizmal Ateş/Dr. Elif Deniz/12.12.2007

Akut Ramatizmal Ateş
http://sagmer.erciyes.edu.tr/gdb/dosyalar/akut_romatizma.ppt
EVLİLİKTE DOĞRU SEÇİM/YILDIZ ÖZKAN DERELİ/08.10.2007

Mutlu Bir Evlilik Kendini Tanımayla Başlar

 

İnsan sosyal bir varlıktır.En temel ihtiyaçlarından biri diğer insanlarla bir arada yaşamaktır.Bireyler kendilerini sosyal ilişki içerisinde daha  iyi tanırlar.Bireyler yalnız yaşamaya göre değil topluluk içinde diğer insanlarla birlikte yaşamaya uygun şekilde programlanmıştır.İnsanların kendi cinsleriyle kurdukları ilişkilerin yanında  karşı   cinsle  ilişki kurmaya da ihtiyacı vardır.Beraberliklerin daha kabul gören din ve toplum tarafından onaylanan bir hale gelmesi için evlilik kurallarıyla onaylatılması gerekir.

İnsanlar  farklı nedenlerle evlilik kararını almaktadırlar.Kimi insanlar yalnızlıktan kurtulmak için, kimi onaylamadığı çevresinden ayrılmak için evlenirler.Kimileri ise ekonomik koşullarının daha iyi olması için,  cinsel ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilmek için  ya da çocuk sahibi olmak için ve günlük hayatının daha düzenli olması için evlenir.Bazıları da evliliğin bir kural olarak zorunlu olduğunu düşünür.Kimileri bir dost gibi her şeyi paylaşmak için evlenmek ister.

Evlilik yaşamının başarılı olması mevcut ölçütlere uygun olup olmamasıyla anlaşılır.Ölçütler ailenin değer yargısı, yaşanılan kültür ,coğrafi özellikler ve evlenecek  bireylerin kişiliklerine göre biçimlenir.Bu yüzden kesin bir başarı ölçütü düşünülemez.Ancak daha mutlu bir evlilik için eş seçiminin iyi yapılmış olması gereklidir.

 

Eş Seçim Kararı

 

‘Kesinlikle evlen karın iyiyse mutlu,kötüyse filozof olursun’

                                                                                                       Sokrates

Eş seçimi insan hayatındaki en önemli  kararlardan biridir.Kişinin geri kalan hayatı bu karardan olumlu yada olumsuz yönde etkilenebilmektedir.Evlilik ve eş seçimi kararları farklı nedenler dolayısıyla alınabilmekte ve açıklanmaktadır.Evlilik kararı almak için kişilerin birbirlerini çekici bulmaları son derece önemli olmaktadır.Kişilerin birlikte olmak istedikleri kişileri neden çekici bulduklarını açıklayan farklı görüşler vardır:

    1)Kişiler arası ilişkilerde çekicilik kazanımlarla ilişkilidir.Kişi varlığından bir takım olumlu kazanımlar elde ettiği kişilerle birlikte olmak ister .Bu kazanımlar maddi ya da manevi olabilir.Örneğin para,statü,ilgi,destek farklı türde kazanımlardır.

    2)Kişiler arası çekim yakın olmakta ilgilidir.Aynı yerde yaşayan ve yaşamak isteyen insanlar birbirlerinin kişisel alanlarına da daha yakın olur,daha kolay görüşür,daha fazla birlikte olur ve birlerini daha yakından tanırlar.

    3)Kişiler arası çekicilikte fiziksel çekicilik önemlidir.Genellikle insanlar,fiziksel olarak güzel ya da yakışıklı buldukları insanları çekici olarak algılarlar.

    4)İnsanlar kendilerine benzeyen kişilerden hoşlanırlar . Bu benzerlik fiziksel , sosyo-ekonomik durum,aile yapısı,yaş eğitim gibi değişik alanlarda olabilirken  kişilik özelliklerinin benzerliği de kişilerin birbirlerini çekici algılamalarıyla sonuçlanabilmektedir. Ortak alanların fazla olması kişilerin birbirlerini daha iyi anlaması ve ortak ilgi kurmalarını kolaylaştırır.

  5) Kişiler kendilerinden farklı olan ve onları tamamlayıp bütünleyecek kişileri çekici bulurlar. Örneğin zengin ve yaşlı birinin genç ve güzel biriyle, baskın kişilikteki birinin daha itaatkar biriyle olması gibi. Burada kişi kendilerinden hoşlananlardan hoşlanır.

6) Sahip olunamayacak kişiler çekici olarak algılanır. Farklı nedenlerden ötürü birlikte olmaları imkansız veya çok güç olan kişiler birbirlerini ya da bir taraf diğer tarafı çok çekici bulur.

7)Kişi beklentilerine göre karşısındakilere davranır. Kişi beğendiği ve ya beğenilmek istediği insanlara daha olumlu davranıp onlarında aynı şekilde davranmalarına yol açabilir.

Kişiler arası ilişkilerde hissedilen çekicilik evlilik kararı almada tek başına yeterli olmamalıdır. Hissedilenler ve nedenleri iyi değerlendirilmeli. Kişinin göz ardı edemeyeceği özelliklerin tespit edilmesi gereklidir. Anahtar kelime farkındalıktır.

Evlilik kararı üç aşamalı şekilde alınabilir.

1.Aşama: kişi öncelikle kendini çok iyi tanımalıdır. Kişinin kiminle ve hangi özelliklere sahip biri ile evlenmesi gerektiği kişinin kendi özelliklerinden yola çıkarak cevap bulabileceği sorulardır. Kişinin ne aradığını bilmeden, neyin kendisi için önemli olduğunu düşünmeden eş seçimine karar vermesi durumu şansa bırakmak demektir. Kişi kendini çok iyi tanımalı evleneceği kişide aradığı özellikleri belirlemeli veya hangi tür özelliklere tahammül edemeyeceğini bilmelidir. Kişi kendine ilişkin önemli sorunlar üzerinde düşünmüş ve net cevaplar verebilmiş olmalıdır. Bu sorulara örnek verecek olursak:

 

o       Ben kimim?

o       Nasıl bir hayat istiyorum?

o       Hayatımda neler yapmak istiyorum?

o       Güçlü ve zayıf yönlerim neler?

o       Hayatta benim için önceliği olan şeyler nelerdir?

o       Neler beni mutlu ediyor?

o       Nelerden hoşlanıyorum?

o       İnsanlarda aradığım özellikler nelerdir?

o       Bunlar benim için neden önem taşıyor?

o       Hangi tür özellikleri olan insanlarla daha iyi anlaşıyorum?

o       Hangi tür özellikleri olan insanlarla anlaşamıyorum veya tahammül edemiyorum?

 

Kişi büyüme gelişme sürecinin henüz başındayken zihinsel ,duygusal ve sosyal gelişimini tamamlamadan evlenmek ileri yaşlarda risk oluşturmaktadır.

Örneğin,”  Ben evlenip mutlu ve huzurlu bir yuva kurup çoluk çocuğa karışmak istiyorum.”diyen bir kişi  “Hayatımı yaşamak gezip tozmak istiyorum yada iş hayatım benim için çok önemli yükselmek istiyorum “ diyen bir kişiyle uyumlu bir evlilik sürdüremeyebilir. Bir ilişkinin başındaki benzer hayat görüşü .amaç ve beklentiler evlilikteki uyum ve tatmini artıracaktır.

 

2.Aşama: Kişi, evlenmeyi düşüneceği kişiye ilişkin özellikleri tanımlamalıdır. Eş seçiminin de verilecek karar kişinin kendini iyi tanımasıyla başlar. Bundan sonra evlenmeyi düşüneceği kişide arayacağı ve istediği özelliklerin ne olduğunu belirlemelidir. Bu özelliklerin sayısı,sırası ve nelerden oluşacağı kişiye özel olduğundan liste herkese göre değişecektir. Ancak bu özelliklerin sayısı kişinin kendi önceliklerini yansıtır  şekilde ve çok uzun olmamalıdır.Warren (1999) da istenen ve istenmeyen özelliklerin,her iki türde de öncelikli on maddeyle sınırlandırılabileceğini belirtmiştir. Ayrıca ,bu konuyla ilgili olarak şöyle demiştir:”Eşinizin size çok uygun olacağına emin olacak kadar seçici olmanız ,ancak taleplerinizi karşılayacak kimseyi asla bulmayacak kadar da seçici olmamanız gerekir.

3.Aşama: Kişi evlenmeyi düşüneceği kişide olmasını ve olmamasını istediği özellikler ile karşısındaki kişinin bu özelliklere sahip olup olmadığını değerlendirmelidir. Warren kendi özelliklerinden yola çıkarak evleneceği kişide belirlediği istenen ve istenmeyen özelliklerin çok önemli olduğunu, bu isteklerden sırf evlenmek adına vazgeçmemek gerektiğini söylemiştir. Bunu da şu şekilde ifade etmiştir:”Kötü bir evlilik hiç evlenmemekten bin kat daha kötüdür.” Bireyin karşısındaki kişiyi tanıması için çok iyi bir dinleyici ,gözlemci olması gerekir. Evlenilecek kişinin başka insanlarla olan ilişkileri ve farklı ortamlardaki davranış biçimleri de değerlendirilmelidir. Diğer insanlara karşı davranışları ,örneğin arkadaşları ve aile üyeleri ile olan ilişkilerindeki davranışları,anlık davranışları,problem karşısında nasıl tavır aldığı, kızgınken ne tür bir davranış sergilediği ,bir aksiliğe nasıl tepki verdiği kişinin karakteri hakkında bilgi verir. Ağızdan kaçan laflar ,gözünü kaçırmalar,herşeye karışıp hep haklı olduğunu düşünmeler bilgi kaynaklarıdır.

Zaman içerisinde kişi hem kendi içinde hem de ilişkisinde değişiklik yaşayabilir, ancak kişi kendini ve karşısındaki kişiyi iyi tanıyorsa bu sorun oluşturmaz. Kişi eş seçimi kararında acele etmemelidir. Kişi iki tarafa da yeterice zaman tanımalıdır. Evlenince karşı taraftaki sorunlu davranışların azalacağını ,kendini geliştireceğini düşünmek sakıncalıdır. Kişi evleneceği kişinin o andaki halini şartsız kabul edip seviyor ve birlikte yaşamı göze alıyorsa bu kararı vermelidir.

Tüm bunlardan yola çıkarak şu sonuca ulaşmak mümkündür. Eş seçimine ilişkin kararlar yıllar içinde ve kültürden kültüre değişiklik göstermekle birlikte bazı öncelikler her zaman ve her kültürde çok önemli olmaya devam etmektedir. Özellikle ülkemiz için önemli olan kriterleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Ø      Evlenilecek  kişiye yönelik hissedilenler ve düşünülenler: Kişi evlenmeyi düşündüğü kişiye ilişkin duygu ve düşüncelerini birlikte iken ve ayrı iken değerlendirmelidir.

Ø      Evlenilecek kişinin fiziksel özellikleri:Kişinin evlenmeyi düşündüğü kişinin fiziksel özelliklerini nasıl bulduğu,beğenip beğenmediği önemlidir. Özellikle bu durum erkekler tarafından vazgeçilmez bir öncelik olarak algılanmaktadır.

Ø      Evlenilecek kişinin kişilik özellikleri: Evlenilecek kişideki kişilik özellikleri son derece önemlidir. Zamanla bu özelliklerde değişiklik olsa da  kişiliği oluşturan temel yapı taşlarının aynı kalacağı varsayılabilir.

Ø      Evlenilecek kişinin eğitimi: Evlenilecek kişiyle benzer veya yakın eğitim düzeyine sahip olmak da eşler arasındaki anlaşma ve uyun için önemlidir.

Ø      Evlenecek kişinin ailesinin sosyo-ekonomik düzeyi ve yapısı: İnsanlar yıllarca içinde yaşadıkları ,kişiliklerinin temel taşlarını oluşturan ailelerinden kazandıkları izleri,evlilik yaşantılarında da devam ettireceklerdir. Benzer ailelere sahip eşler daha kolay anlaşabileceklerdir

Ø      Evlenecek kişiler arasındaki yaş farkı:Evlenecek kişiler arasındaki yaş farkı özellikle 5’ten fazla ise kişilerin yaşam döngüsü içinde bulunduğu aşama ve hayata bakış açıları farklı olacağından zorlaştırıcı bir etmen olabilir

Ø      Evlenilecek kişinin ekonomik bağımsızlığa sahip olması: Günümüzde her iki cins içinde ekonomik özgürlük aranmaktadır.

Ø      Evlenecek kişinin dini inancı ve siyasi görüşü: İnanç ve siyasi görüşlerdeki farklılık özellikle karşı görüşlere karşı  hoşgörüsüz katı bir tutumla birleşiyorsa sorun yaratacaktır.

Ø      Evlenme kararında ailelerinde onayının alınması:Aile evlenme kararına karşı çıkıyorsa bu durum evlilikte sıkıntı yaratacaktır.Aile ve çocuk  birbirini anlayıp dinlemeye çalışmalıdır.

 

Evlilikte eş seçimi için gerekli kriterlerden bahsettik ancak evlilikte bazı olmaza olmaz özelliklerde vardır. Bunlar sevgi,iyi niyet, esenlik, empati,  hoşgörü,sabır ,olgunluk ve dürüstlük gösterebilmektir.

 

KAYNAKLAR

 

EVLİLİK VE AİLE TERAPİSİ, PROF DR.İSMAİL ETHEM ÖZGÜVEN, POREM YAYINLARI

EVLİLİK OKULU, EDİTÖR:HALUK YAVUZER, REMZİ KİTAPEVİ

 

 

HAZIRLAYAN:PSK.YILDIZ ÖZKAN DERELİ
Alkol Ve Madde Bağımlılığı/Psk.Yıldız ÖZKAN DERELİ/18.04.2007

ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞI KAPIMIZDA BEKLEYEN TEHLİKE

Alkol ve madde kullanımı en çok gençleri etkileyen biyolojik, ruhsal ve sosyal boyutları olan bir sorundur. Bağımlılık yapıcı madde beyin işlevlerini ve tüm bedensel, fizyolojik yapıları etkileyerek zamanla tüm vücut sistemlerinde kalıcı ve büyük hasarlar oluşturan doğal yada yapay keyif verici maddelerdir. Bağımlılık yapıcı maddeler kişinin ruhsal, toplumsal ve biyolojik sağlığını ciddi şekilde bozmaktadır.

Genel olarak ülkemizde alkol dışında en çok kullanılan maddeleri iki grup içinde toplayabiliriz:

·         Tedavi amacı ile kullanılan ilaçlar:

o   Barbituratlı uyku ilaçları

o   Barbituratlı ağrı kesiciler

o   Yatıştırıcı ilaçlar

o   Afyonlu ilaçlar

o   Kodeinli öksürük ilaçları

o   Zayıflama ilaçları

·         Tedavi amacı ile kullanılmayan kaçak ilaçlar

o   Esrar

o   Eroin

o   Kokain

o   LSD

o   Uyarıcılar

o   Uçucu maddeler

o   Ecstasy

 

Bağımlılık, davranış bozukluklarının önemli bir kategorisi olup iki türde ortaya çıkar: tutkunluk ve alışkanlık. Her iki türde de kişi bir maddeye ve alkole gereksinim kurar. Tutkunlukta alınan maddeye fiziki bir bağımlılık gelişir ve beden fizyolojisi o denli değişir ki madde alınmadığı zaman yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Tutkunluk dönemindeki kişiler uyuşturucu maddeyi alamadıkları zaman ajite (huzursuzluk ve sinirlilik hali) ve depresiftirler. O denli perişan bir duruma girerler ki tek düşündükleri bir doz daha alabilmektir. Burada maddeye duyulan gereksinim, güçlü bir fizyolojik dürtüye dönüşmüştür. Bazı maddeler bir iki kullanımla tutkunluk yaratırken bazıları da aralıklı kullanımla alışkanlık yaratır; daha sonra tutkunluğa dönüşebilir. Alışkanlıkta kişi madde kullanımı ile ortaya çıkan ruhsal ve bedensel etkileri yeniden yaşamak için aşırı ve çok güçlü istek duyar.

Madde kullanımı ilk olarak deneme için başlar. Burada özenti önemli rol oynar. Daha sonra genç zevk için zaman zaman kullanmaya başlar. Zamanla sıkıntısını ve üzüntüsünü azaltmak için düzenli kullanmaya başlar. İstediği etkileri elde edebilmek ve kendini normal hissedebilmek için dozu sürekli arttırmak zorundadır ve artık bağımlılık gelişmiştir.

 

Uyuşturucu Kullanımının Erken Belirtileri

1.      Fiziksel Belirtiler

a.       Sürekli bitkinlik hali

b.      Dalgınlık, uyuklama, uyku bozukluğu

c.       Gözlerde kanlanma

d.      Yüzde kızarıklıklar

e.       Kabızlık, ishal, mide-bağırsak yakınmaları

f.       Konuşma güçlüğü

g.      Burunda akıntı

h.      Vücutta terleme

i.        Ellerde titreme

j.        Gözbebeğinde daralma

k.      Yüzün soluk olması

l.        Yürümede dengesizlik

m.    Solunum güçlüğü, müzmin öksürük

n.      Ağrılar

o.      Kilo kaybı

p.      İğne izleri

q.      Madde kokusu

 

2.      Ruhsal-Toplumsal Belirtiler

a.       Akademik başarının birden düşmesi

b.      Sık sık arkadaş değiştirme

c.       Aile ve arkadaşlarla ilişkilerde bozulma

d.      İçe kapanma, evde odasından çıkmama

e.       Aşırı para harcama

f.       Suç işleme eğilimi

g.      Bakımsız dış görünüş

h.      Evden uzaklaşma

i.        Sorumsuzluk

j.        Zaman zaman aşırı neşe ile öfke saldırganlık arasında gidip gelmeler

k.      İlgi ve istek kaybı, donukluk

l.        Konuşma içeriğinde değişme

 

Risk Faktörleri Nelerdir?

·         Madde kullanımına ilişkin yanlış inanış ve bilgiler

·         Heyecan arayışı

·         Dürtüsel hareket etme

·         Akranların madde kullanımı ile ilgili baskısı

·         Madde kullanımının etkilerini merak etme

·         Madde kullanan arkadaş yada ebeveyni taklit etme

·         Genetik faktörler

·         Stresle başa çıkmada zorluk

·         Ergenin madde kullanımını destekleyen ebeveyn yada çevre

·         Tutarsız, aşırı katı disiplin yada ilgisizlik

·         Ebeveynlerle çocuk arasında iletişim ve etkileşimin eksik olması

·         Aile yada çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri

·         Düşük okul başarısı

·         Yaşam stresleri (göç, işsizlik, okul döneminde çalışmak gibi)

·         Baş etme mekanizmalarının yetersizliği

·         Kendine güvenin ve girişkenliğin az olması

·         Heyecanlı, asi, agresif kişilik yapıları

·         Medya etkisi

·         Ev yaşam koşulları

·         Kolay ulaşılabilme

·         Kullanıma ilişkin yasal düzenlemelerin yetersizliği

 

Gençlik çağı madde kullanımına başlama ve bağımlılık geliştirme acısından en riskli dönemdir. Çünkü;

 

*Gencin duyguları yoğundur

*Gencin duyguları çelişkilidir, kendine aşırı güven ile aşırı güvensizlik arasında gel gitler vardır

*Grup normlarına uymak çok önemlidir.

*Enerjilerini boşaltılabilecek imkanlar yetersizdir

*Ebeveynlerle iletişim kurma problemleri vardır.

*Sorun çözme becerisi tam gelişmemiştir

*Medya yanlış modeller ile özdeşime zemim hazırlamaktadır.

*Gençlere sahip çıkacak uygun grup ve aktiviteler sınırlıdır

*Gençler gelecekle ilgili çok fazla ilgili değildirler daha çok bugünle ilgilenirler

*Bana bir şey olmaz düşüncesi içerisindedirler

Önleme Yolları

1;Akran baskısına direnme eğitimi;genç akranlarından gelen baskının doğası hakkında bilgi edinir ve hayır demenin yolarını öğrenir.

2;Madde kullanımının etkileri ve yaygınlığı konusundaki yanlış bilgileri düzeltme,

3;Kitle iletişim araçlarına müdahalede bulunma,

4;Madde kullanmayan gruplara katılımı sağlama,

5;Sağlıklı yan uğraşlar yaratma,

6;Madde kullanımının zararları hakkında bilgi verme,

7;Akademik başarıyı arttırma;(kişinin akranları tarafından kabulünü kolaylaştırır genç kendini tanır, güveni artar ve suçluluk duygusu azalır.)

8;Anne ve baba ile iyi bir iletişimin kurulması,

9;Duygusal olarak destekleyici anne ve baba,

10;Problem çözme becerilerini geliştirme.

Anne  Babalara Öneriler

*Çocuklarınıza zaman ayırın, sorunlarını dinleyin ve her konuda destek olun,

*Çocuklarınızın günlük aktivitelerini takip edin,

*Arkadaşlarını yakından tanıyın,

*Çocuklarınızın sorumluluk duygusunu geliştirmesine yardımcı olun,

*Çocuğunuzun yaşamında farklılık oluştu ise nedenlerini araştırın,

*Madde kullanımında özendirici ve teşvik edici olmayın,sizde  davranışlarınızla ona örnek olun.

*Gerektiğinde profesyonel yardım alın.

Kaynaklar;

Ben  hasta değilim,çocuk sağlığı ve hastalıklarının psiko sosyal yönü ;Nobel tıp kitap evi;

Anormal psikolojisi ;Türk Psikologlar  Derneği Yayınları.

 

Gebeleri Bilgilendirme/Genel/12.04.2007

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TIBBİ GENETİK A.B.D.

 

 

ANNE ADAYLARI ! BUNLARI  BİLİYOR MUSUNUZ?

http://sagmer.erciyes.edu.tr/gdb/dosyalar/gebeleri%20bilgilendirme%20.doc

İNTİHAR/Psk. Zehra Atlı/27.12.2006

İNTİHAR

Günümüzde intihar tüm dünyayı tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunudur. Her geçen gün intihar sonucu ölen kişilerin sayısı artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılında yaklaşık 1,5 milyon insanın intihar sonucu öleceğini tahmin etmektedir.

 

http://sagmer.erciyes.edu.tr/gdb/dosyalar/intihar.doc

Dünya Ve Türkiye`de Genç Husu/Genel/22.12.2006

Dünya Ve Türkiye`de Genç Husus PPT TILAYIN
Sayfalar : 1 2
Site içi Arama
Hızlı Erişim

Bize Sorun ?

Unutmayın !

Site Sayaç
IP : 38.103.63.57
Bugün : 4
Toplam : 9889

Editör Girişi